12/12/2008 - dilini yutan yeşillik...
Su konuşurken yeşil beyaz sesiyle Sen susuyordun Üstelik en güzel kelimelerin Hiç söylemeyeceklerindi Esir bir çınarın dibine oturmuştuk Dilimde hiç alışık olmadığım bir konuşkanlık Anlatmıştı sana tatlı aptallığımı Kırmızıydı şarap Bir akşam vakti koynunda dağıldığım Gelincik tarlası kadar Henüz ıslanmamıştı doygun bir yağmurla Üstüne basıp geçtiğimiz zincirli yeşil kaldırımlar Saydam bir fanusa doldurup güneşi Senin gülümseyen suskunluğundan Bir gökkuşağı yaptım Senin için Sen susuyordun Kaldırımda güvercinlerle Sen susuyordun Martı çığlıklarıyla Saçlarımda hırçın bir poyrazla birlikte Yakalıyordum tüm renklerini senin Uzaklara dalıp giden gözlerim dolu dolu oluyordu Belli etmemeye çalışarak gülümsüyordum Geçmiş zamanlardan kalma dipdiri bir hüzün Ben burdayım diyordu Başı önünde gülümsemeye çalışan utangaç umutlarıma Herkes gibi değildin Öyle görünsen de Bir gece vakti içinde yıkandığım serin suların buğusuydun Susuyordun Fakat sessizlik neler söylemişti bilmiyordun Taze yaprakların alçak gönüllü gölgeleriyle susuyordun Bir akşam vakti Gidişinle yerin dibine batan o güzelim yedi tepeli şehirde Uçarken kanadının sesini duyduğumuz güvercinler Şimdi kimbilir nerde Verilmemiş sözler bile tutulmak ister Kaç yağmurda ıslanılabilir ki aşksız Üstelik iliklerine kadar Anlatsam kimse inanmaz Aklımın camekanında sergilediklerimi Sen susuyordun Fakat ben senin konuşmazlığını bile dinliyordum Bilmiyordun
(inci_29/04/2005_13,50)
|