18/2/2008 - sümüklü böcek...ya da 'çekeloz'... :)
Zamanın birinde Gülügülistan hanım adında bir sümüklü böcek yaşarmış, yalnızlıktan sıkıldığı için evlenmeye karar vermiş.Bir sarımsak kabuğunu başına koyup ‘ben gelin oldum beni kim alır?’ diye seslenmiş…birkaç zaman kimsecikler cevap vermemiş Gülügülistan hanıma…
O, yine umudunu kesmeden seslenmiş bir kez daha:’ ben gelin oldum beni kim alır?’
Nihayet oradan geçmekte olan bir leblebici sümüklü böceğin sesini duymuş ve ona seslenmiş:’ben leblebiciyim, bana varır mısın..’
Sümüklü böcek düşünmüş taşınmış ve leblebiciye demiş ki: ‘ kızınca beni neyle döversin?’
Leblebici ‘ leblebi sopamla’ diye yanıtlamış.
O zaman sümüklü böcek ‘ ben sana varamam, leblebi sopana dayanamam’ demiş.
Leblebici boynunu büküp uzaklaşmış.Sümüklü böcek de arkasından bakmış.
Sümüklü böcek yine seslenmiş ‘ben gelin oldum beni kim alır?’
Oradan geçmekte olan bir helvacı sümüklü böceğin sesini duymuş ve ona seslenmiş: ‘ ben helvacıyım, bana varır mısın?’
Sümüklü böcek düşünmüş taşınmış ve helvacıya demiş ki:’ kızınca beni neyle döversin?’
Helvacı ‘helva kepçemle’ diye yanıtlamış.
O zaman sümüklü böcek ‘ ben sana varamam, helva kepçene dayanamam’ demiş.
Helvacı boynunu büküp uzaklaşmış.Sümüklü böcek de arkasından bakmış.
Sümüklü böcek artık umudunu yitirmek üzereymiş ki uzaktan bir sıçan görünmüş.Yaklaştığında sümüklü böcek yine seslenmiş:’ ben gelin oldum beni kim alır?’
Sıçan sümüklü böceğin sesini duyunca dikkat kesilmiş ve sormuş ‘ ben sıçanım, bana varır mısın?’
Sümüklü böcek düşünmüş taşınmış ve sıçana demiş ki:’ kızınca beni neyle döversin?’
Sıçan ‘kuyruğumla’ diye yanıtlamış…
Sümüklü böcek ‘ ben sana varırım, kuyruğuna dayanırım’ demiş.
Böylece sümüklü böcek Gülügülistan hanım ile sıçan Sülüsüleyman bey evlenmişler.Birlikte yaşayıp giderlerken padişahın oğlunun düğünü olduğu haberi gelmiş.Sıçan sümüklü böceğe ‘ben düğüne gidiyorum, sen beni evde bekle,ben bir kulağıma pilav bir kulağıma zerde doldurur getiririm sana’ demiş ve çıkıp gitmiş.Aradan epey bir zaman geçmesine rağmen geri dönmemiş, sümüklü böceğin karnı acıkmış, biraz daha beklemiş, sıçan yine gelmeyince evden çıkmış, yollara düşmüş sıçanı aramak için.Yoldan geçen herkese sıçanı sormuş, hiç kimsenin sıçandan haberi yokmuş, ne gören varmış ne de bilen.Padişahın oğlunun düğünü için yoldan atlılar geçiyormuş, hava yağmurluymuş, atların ayakları yumuşak ve ıslak toprağa vurdukça nal izleri küçük çukurlar oluşturmuş, bu çukurlara su dolmuş.Sümüklü böcek Gülügülistan hanım, sıçan Sülüsüleyman beyi ararken o çukurlardan birine düşmüş.Düştüğü yerden geçmekte olan atlılara seslenmiş, ‘atlılar, gülügülistan hanım çukura düştü, sülüsüleyman beye söyleyin gelsin kurtarsın’.Atlılar da geçip giderken duyup herkese söylemişler.Nihayet bu sözler sıçanın kulağına kadar gelmiş.Sıçan bir kulağına pilav bir kulağına zerde doldurup koşup gelmiş, bir de bakmış ki gülügülistan hanım bir çukurun içinde kalmış, çıkamıyor.Elini uzatmış ve seslenmiş ‘ver elini çekeloz’ sümüklü böcek karnı acıktığı için ve sıçan geç kaldığı için kızgınmış, naz yapmış ‘ ben sana küseloz’ demiş.Sıçan bakmış ki sümüklü böceğin durumu kötü ‘ver elini çekeloz’ demiş.Sümüklü böcek yine naz yapmış ‘ ben sana küseloz’ demiş.Üçüncü kez sormuş sıçan ‘ver elini çekeloz’ diye, sümüklü böcek yine inat edip ‘ ben sana küseloz’ deyince sıçan sülüsüleyman beyin sabrı taşmış ve ‘ ben seni tepeloz’deyip, sümüklü böceğin üstüne basmış,çukurda zaten aç,yorgun ve güçsüz düşmüş olan sümüklü böceğin kabuğu kırılmış ve ölmüş.
(inci_evvel zaman masalları'ndan...)
|